istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2007

Pierre Loti

Bu yıl itibariyle ilk seferi Deli Doğu sayesinde olmak üzere sonunda gidebildiğim ve pek beğendiğim Pierre Loti`nin isim sahibinin hikayesi lise grubunda denk gelince hemen paylaşayım istedim:
Pierre Loti' nin Aziyade'sinde Osmanlı Başkentine Tarihsel Bir Bakış

Loti, Aziyade'nin ilk satırlannda, 16 Mayıs 1876 gunu, Selanik Limanında
halkın onunde asılan altı Muslumandan soz eder. Idamların gerekcesine iliskin hicbir sey soylemez. Halk arasında "Kız Vakası" ya da "Selanik Vakası" olarak bilinen olay, Musluman olmak isteyen bir Bulgar genç kızın, zorla Rumlar ve Bulgarlar tarafından
Amerikan Konsolosluguna kacırılmasıyla patlak verir. Sayıları bes bini bulan bir grup Musluman ayaklanır, olaylan yatıstırmak icin gelen Fransız Konsolosu Moulin'i ve Alman Konsolosu Abbott'u linç ederler. Olaylara karıstıgı iddia edilen bu altı kisi, Batılı ulkelerin ısrarı uzerine asılır. Loti, Osmanlı Devleti'nin siyasi ve sosyal yapısını gozler onune sererken, donemin Tarihsel olaylarına bir Batılıdan cok, Musluman halktan biriymis gibi bakar. Rusya'nın Bab-} Ali'ye yaptıgı baskılara, bagımsız bir Sırbistan ve Bulgaristan kurma projelerine dikkati ceker. Tarihte Istanbul veya Tersane Konferansı diye anılan (28 Aralık 1876-20 Ocak 1877) bu uluslararası konferans oncesi, Loti Rusya'nın Balkanlardaki ayaklanmaları kıskırtmasını elestirir. Nihayet 93 Harbi olarak bildigimiz 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın patlak vermesiyle, Osmanlı Devleti'nin bir cok cephede verdigi savası yitirmesine Loti oyle uzulur ki, Fransız kimligini basından beri gizleyen roman kahramanı, Osmanlı Devleti hizmetine girmiş bir Ingiliz subayı olarak Kars Cephesi'ne gider. Ruslara karsı savaşır. Istanbul'da yayınlanan Ceride-i Havadis gazetesinde, son Kars Savasıında olenler arasında Arif Efendi adıyla savaşa girmiş bir genç Ingiliz subayına da rastlandıgı yazılır. Roman bu gazete haberiyle son bulur. Edebiyat tarihi, sevdigi kadının ulkesi ugruna olen yeni bir kahramanla tanışır.
(Doç.Dr. Galip BALDIRAN ‘den alıntıdır.)
Gidip görülesi hatta kahvaltı edilesi bir yer, manzarası şahane, herkese ısrarla tavsiye ederim. 2 kere gidip ikisinde de fotoğraf çekilmeyişimize(sanki teleferik civarı çekilmiştik ama bulamadım) anlam veremiyor ve malesef bu güzelliği bize ait olmayan aşağıdaki fotoğraf ile paylaşmak istiyorum:



Fotoğrafın asıl kaynağı ...

Fotoğraf için bir de şu sitedeki 360°`lik fotoğrafları öneririm.

18 Mart 2007

Cengiz Han ve Mirasçıları

Sabancı Müzesindeki Cengiz Han ve Mirasçıları sergisine Moğolları (ne kadar yeterlidir bilemem) tarih bilgilerime dayanaraktan pek sevmesem de İstanbul`a geldiğimden beri gitmeyi planlıyordum, kısmet 18 Mart`aymış. Aslında bugünü tam yerinde, Çanakkale`de, geçirmek istesem de zamanında davranmayışımın sonucu olaraktan bunu gerçekleştiremeyeceğimi anladım ve Balmed`den gelen çağrıya uyaraktan hem Bal`lı insanları görmeyi hem de sergiyi gezmeyi düşündüm.

Bu sefer pek kimsenin kanına giremedim ve tek kişi gitmek zorunda kaldım, bir de üstüne Emirgan otobüsünü 1 saat boyunca 4.Levent`te bekleme salaklığı eklenince Balmed ekibinin buluşmasını da kaçırdım ve tam anlamıyla tek başıma kaldım.

Neyse ki sergi sandığımdan da deli bir şeydi. İlk defa böyle bir şeyi gezerken yorulduğumu hissettim. 3 kata yayılmış yüzlerce eseri gezmek ve verilen kulaklıklardan birçoğu hakkında(50den fazla) detaylı bilgileri dinlemek epey bir vaktimi aldı. Kısacası ilgisi olanlara tavsiye ederim.

Daha sonra dışarıya çıktığımda karşılaştığım muhteşem hava ve deniz bir anda ne zamandır yapmak istediğim başka bir şeyi aklıma getirdi: Arnavutköy`de balık ekmek. Atladım gittim, teknenin değiştiğini ama balıkların lezzetinin değişmediğini gördüm, oldukça da kalabalıktı.

Sonra bu hava kaçmaz diyerekten sahilden yürümeye başladım ancak ikide bir yolun diğer tarafına geçmek zorunda kaldım. Sebep tabi ki balık tutan organizmalar. Haftasonu olmasının da etkisiyle adım başı rastlamak mümkündü ki bu da adım başı tehlike ile eşanlamlı. Resmen mundar ettiler bir süre boyunca yürüyüş keyfimi. Ne zevk verir insana diğer insanları tehlikeye ataraktan(Önünden arkandan ucu kancalı oltalar fırlıyor) balık tutmak? Bir gün Avrasya Maratonu`na katılıp, yem diye bunlardan birini takacağım oltanın ucuna, sallayacağım Boğaziçi`nden aşağı ya hayırlısı.

Tek başıma başladığım gezimi kimseciklerin eşlik etmemesi nedeniyle yine tek başıma bitirmiş oldum. Sevdiklerimle birlikte daha güzel olabilirdi tabi ama yine de güzel ve sakin bir İstanbul günü geçirmek gayet güzeldi.

Çanakkale Destanı`nı yazan kahramanları rahmetle anıyorum.

24 Mart`ta Ytü Atatürkçü Düşünce Topluluğu Kulübü`nün düzenlediği Çanakkale Gezisi`ne katılma düşüncem(iz) var(tabi dışarıdan da katılınabiliyorsa), herkese duyurulur.