20 Aralık 2007

Canon Pixma ip1800 Linux Sürücüsü(Driver)


Geçen haftalarda sonunda kendimi gerekli olduğuna ikna edip çok da fazla araştırmadan ve hatta neredeyse sırf tipi hoşuma gittiği için canon pixma ip1800 yazıcıdan aldım.

Alır almaz bir hareretle açtım ve kurmaya başladım. Daha bismillah kartuşları takamadım. Bırak kartuş kullanmayı yazıcılara elimi sürmüşlüğüm yoktu o güne kadar. İşin garip yanı aletin kapağını kaldırıyorsun inanılmaz sade bir yapı, gel gör ki resimde gösterilen kartuş takılacak yer makinede yok. Bu saf anımı atlattıktan sonra kartuş takılan nanenin hareketli olduğunu ve aletin en sağında kaldığını görüyorum. Makineyi kapatıp açınca düzeliyor, tık diye takıp ubuntuma(7.04 feisty. 7.10daki denememi de eklerim yakında) ışınlanıyorum ve büyük bir hevesle ilk deneme ama sonuç hüsran. Tomarla yazıcı var listede benimki yok. Hemen hz. Google'a soruyorum bir yandan, bir yandan da Canon'un kendi sitesindeki sürücülere bakıyorum, ne harikadır ki linux sürücüleri var :) Ama sonra Google'dan ulaştığım bu sayfa derdime derman oluyor 2 tıkla. Canon'un dağıttığı rpm paketlerinden 2 tane deb paketi oluşturmuş eleman, indirip 2 apt komutuyla kuruyorum veeee yazıcım canavar gibi sesler çıkararaktan sayfaları çatır çatır basmaya başlıyor.

Alt tarafı aynı sorunu yaşayan olursa yardımcı olsun diye yazdığım bir yazı ancak bu kadar uzatılabilirdi, kendimi tebrik ediyorum...

16 Aralık 2007

Aslında Severim Ben Resimleri


Evet, aynen öyle. Kim demiş Volkan resimden anlamaz, hoşlanmaz diye. Boyle resimlerin[1], [2], [3] oldugu sergiler acilsin; bizim de sokaklarımızı, kaldırımlarımızı bu tip resimler süslesin görün bakın gidip o sergileri en önde geziyor muyum gezmiyor muyum. Gerçi 1.'deki için photoshop ürünü olabilir demişler. 2.'deki resimleri yapabilen bir ressam bulsam düşünmeden bütün evi ona teslim ederdim(Yavaşşş, şatoda yaşıyor sanki).

Ayrıca sanat dediğin böyle içilebilir olmalı :D


Hazır photoshop demişken photoshop resim yarışmasından bahsetmemek olmaz. Dereceye giren resimler arasında oldukça güzel eserler var, mesela ben 1.'ye, 3.'lerin ilkine ve fotograf makinesinden inek çıkan resme bayıldım. Aynı yarışmanın ilk tur sonuçlarından ise sadece 7. resmi beğendim, parmakların ucundan çıkan dumanımsı nanenin rengi bir harika.





Fotoğraf konusuyla pek ilgili olmasam da "hdr" denen hadise ile çekilen fotoğraflar oldukça hoşuma gitti. Çok anlamadığım için hadiseden anlatmak gibi bir çabaya girişmeyeceğim :P Bildirgeç'teki fotoğraf da epey hoşuma gitti, nedendir bilmem bana Saw 1 ve Marilyn Manson'un adını hatırlayamadığım bir klibini hatırlattı.




Bağlantılara sanırım bildirgeç'ten ulaştım ama salla şimdi tam bağlantıyı :P

Düzeltme1: Yazmayı unutmuşum. HDR'yi bana öğretebilecek en az 3 arkadaşıma sitemde bulunacak ve öğretmeleri için bekleyecektim ama unutmuşum işte, görmezler heralde artık bu yazdıklarımı :/ Çevremde bu kadar fotograf meraklısı varken beni niye açmıyor hadise acaba, üşengeçliğimden midir nedir, bastım mı çeksin istiyorum en güzel fotoğrafı :)

Düzeltme2: Ben bu konuyu yazmadan birkaç gün evvel Incik ele almış kaldırımları süsleyen amcayı. Ben üşengeçliğimden amcanın resimlerini aramamıştım. Artık hazır aranmışı var :)

5 Aralık 2007

Rube Goldberg Makinesi



Yukarıdaki tipteki hadiselere, bir de domino taşları ile yapılan şu tipteki hadiselere oldum olası hayran kalmışımdır. Tabi hep bir tane de ben yapayım demiş olsam da henüz kısmet olmadı. İş görüşmelerinde bana en itici gelen sorulardan olan "kendinizi 5 yıl sonra nerde görüyorsunuz?" sorusuna "evimde rube goldberg makinesi yaparken görüyorum kendimi" şeklinde bir cevap vermem oldukça olası geliyor.

Bu tip makinelere neden rube goldberg makinesi dendiğini ise wikipedia şu şekilde açıklamış: 1883-1970 yılları arasında yaşamış Reuben Garret L. Goldberg isimli bir şahıs Berkeley'de mühendislik eğitimi almasına rağmen asıl sevdiği iş olan karikatüristlik olarak benimsemiş asıl mesleğini. Rube Goldberg Makineleri olarak geçen çizimleri ile ün kazanmış. Rube Goldberg Makinesi ise "basit bir işi yapmak için aşırı karmaşık bir yapıya sahip olan makine" anlamına geliyormuş.

Yine wikipedia'daki makalede bu tip makinelerin değişik ülkelerde aldığı isimlerden bahsedilmiş. Bizdeki karşılığının "Zihni Sinir Proceleri" olarak geçtiği belirtilmiş.

Bu konudaki bir diğer aşmış örnek ise 2003'te çekilmiş olan Cog. Honda, Accord modeli için çektiği reklam filminde hemen hemen hiç bilgisayar destekli görüntü kullanmamış. Tam 606 denemenin ardından gelen başarı 6-7 ay gibi bir süreye ve milyon dolarlara mal olmuş. Reklam ve kamera arkası için...

Honda'nın reklamı ararken otomobil dünyasındaki en iyi 10 reklamın sıralandığı bir site denk geldi, çoğu pek hoşuma gitmedi, bir tek opel corsa'lar ile saklambaç oynananı beğendim. Bu listeye girmemesine şaşırdığım bir peugeot 206 reklamı var ki bulursam ekleyeceğim, köşeden görünen 206'yı daha uzun süre izlemek isteyen eleman evinin içinde önüne bakmaksızın araba ile paralel bir şekilde koşup duvara giriyordu :)